Forum istatistikleri
Son Mesajlar
Konu Tarih, Zaman  Yazar Son Yorum Forum
  Kuran-ı Kerimde Ayetlerin Sıralanış... 27/01, 07:43 Destina Destina 4 Büyük Kitap
  Budizm'de Kadın 27/01, 07:41 Destina Destina Dünya Dinleri ve...
  Kadim Mısır'da Kadir-i Mutlak 27/01, 07:40 Destina Destina Dünya Dinleri ve...
  FOX TV'nin reyting rekorları kıran ... 27/01, 07:38 Destina Destina Sinema & Dizi & Ti...
  Tan Taşçı - Git Gidebilirsen (2020) 27/01, 07:35 Destina Destina Müzik Dünyası
  Jumanji: Yeni Seviye 27/01, 07:34 Destina Destina Sinema & Dizi Ta...
  Düşbere 27/01, 07:31 Destina Destina Yemek tarifleri
  Havuç köftesi 27/01, 07:29 Destina Destina Yemek tarifleri
  Pilavlı pirzola dolması 27/01, 07:28 Destina Destina Yemek tarifleri
  Kahvenize Sağlık Katmanın Yolları 27/01, 07:26 Destina Destina Diyet - Sağlıklı B...
  Kilo vermede gluten etkisi 27/01, 07:24 Destina Destina Diyet - Sağlıklı B...
En Çok Görüntülenen Konular
  Atatürk’ün Eğitim ... 376
  Aşk diyorum, doğru... 366
  Atatürk’ün Otuz Ki... 348
  Kâğıtlarla Dertleş... 135
  Bir şair olsaydim ... 96
En Çok Rep Alanlar
İnSiDe 0
death 0
loleyman 0
Destina 0
İSMAİL KILIÇARSLAN 0
En Çok Mesaj Alan Konular
  Ben sensizlikten ü... 1
  Neden bu kadar zor... 0
  Seni Seviyorum Çün... 0
  Şemsiye - Sunay Ak... 0
  Hoşçakal gözüm.. 0
En Çok Mesaj Atanlar
Destina 51
death 43
aSeNa 11
alidemiral 1
fnp20 1

Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 13
» Son Üye: loleyman
» Toplam Konular: 106
» Toplam Yorumlar: 107

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 4 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 4 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
Kuran-ı Kerimde Ayetlerin...
Forum: 4 Büyük Kitap
Son Yorum: Destina
27/01/2020, 07:43
» Yorumlar: 0
» Okunma: 52
Budizm'de Kadın
Forum: Dünya Dinleri ve İnanç Akımları
Son Yorum: Destina
27/01/2020, 07:41
» Yorumlar: 0
» Okunma: 37
Kadim Mısır'da Kadir-i Mu...
Forum: Dünya Dinleri ve İnanç Akımları
Son Yorum: Destina
27/01/2020, 07:40
» Yorumlar: 0
» Okunma: 44
FOX TV'nin reyting rekorl...
Forum: Sinema & Dizi & Tiyatro Haberleri
Son Yorum: Destina
27/01/2020, 07:38
» Yorumlar: 0
» Okunma: 67
Tan Taşçı - Git Gidebilir...
Forum: Müzik Dünyası
Son Yorum: Destina
27/01/2020, 07:35
» Yorumlar: 0
» Okunma: 42
Jumanji: Yeni Seviye
Forum: Sinema & Dizi Tanıtımları
Son Yorum: Destina
27/01/2020, 07:34
» Yorumlar: 0
» Okunma: 44
Düşbere
Forum: Yemek tarifleri
Son Yorum: Destina
27/01/2020, 07:31
» Yorumlar: 0
» Okunma: 49
Havuç köftesi
Forum: Yemek tarifleri
Son Yorum: Destina
27/01/2020, 07:29
» Yorumlar: 0
» Okunma: 49
Pilavlı pirzola dolması
Forum: Yemek tarifleri
Son Yorum: Destina
27/01/2020, 07:28
» Yorumlar: 0
» Okunma: 45
Kahvenize Sağlık Katmanın...
Forum: Diyet - Sağlıklı Beslenme
Son Yorum: Destina
27/01/2020, 07:26
» Yorumlar: 0
» Okunma: 39

 
  Kuran-ı Kerimde Ayetlerin Sıralanışı
Yazar: Destina - 27/01/2020, 07:43 - Forum: 4 Büyük Kitap - Yorum Yok

Birçok bilim adamı, sırf âyetlerin inzâl oluşdaki kesik kesik, fakat tamamlayıcı sıralarına bakarak Kur'an'ın Allah kelâmı olduğunu sezmiştir
Mesela 6'ncı sûre, 165 âyettir ve Mekke'de; yani hicretten önce nazil olmuştur Bu sûre'nin 91, 92, 93, 151, 152, 153'ncü âyetleri Medine'de yıllar sonra nazil olmuştur Sûre bütünü içindeki âhenk hiç aksamamış, aksine tamamlanmıştır
Yine 9'ncu sûre Mekke'de inzâl olmuş, 128 - 129'ncu âyetleri Medine'de inzâl olmuştur 75 âyetle kurulu 8'nci sûre'nin 30 - 36'ncı âyetleri yıllar sonra Medine'de inzâl olmuştur 99 âyetten kurulu 15'nci sûre'nin 87'nci âyeti Medine'de inzâl olmuştur 8 ve 15'nci sûrelerin aralarında inzâl olan bu âyetler, o sûreleri âhenkli bir şekilde tamamlamıştırAncak bu âyetlerin önceden nüzûl etmemesinin nedeni o günki İslâm topluluğunun belli bir süre içinde Efendimiz tarafından yetiştirilmesi hikmetidir Âyetlerin böyle farklı aralıklarla belli sıraya göre değil de; ilâhî murada uygun olarak inzâl edilmesi, gerçekten ilâhî bir mucizedir
Allah ilâhî bilim merkezinde tesbit ettiği Kur'an'ı, onun mesajları olan âyetleri ayrı ayrı zamanlarda göndermiş 22 yıl sonra bu ilâhî eseri tamamlamıştır
Kısa vadede tamamlanan sûrelerde bile bu farklı kesiklikler vardır
Mesela ilk âyetler 96'ıncı sûre'nin ilk başında gelmiş, sonra bu sûre devam etmemiş 78 ve 74'ncü sûre'nin baş kısımları inzâl olmuştur, daha sonra da Besmele ve Fatiha inzâl olmuştur Bu sıranın hemen sonunda 73 - 74'ncü sûreler ve ilk gelen âyetleri kapsayan Alâk suresi tamamlanmıştır
Kur'an'ın ilâhî kelâm olduğuna inanmayanlar için bu tarz bir inzâlın izahını yapmak mümkün değildir Hiçbir insan zihni bu tarz mucizevi bir sıralanışı düzenleyemez ve denkleştiremez
Âyet sıralanışlarında birçok hikmetler de vardır, bunlar konumuzu aşmaktadır Ancak ben, bir tane örnek vermek istiyorum:
Son gelen âyetler, dünyanın sona yaklaşırken arzettiği yaşayış durumunu açıklamaktadır Son gelen sûre Nasr, dünyanın sona yaklaşırken pek çok akıllı kişinin İslâm’a koşacağını simgeler
Yine 2'nci sûrenin son bölümlerine yakın âyetler de son gelen ayetlerdir

Bu konuyu yazdır

  Budizm'de Kadın
Yazar: Destina - 27/01/2020, 07:41 - Forum: Dünya Dinleri ve İnanç Akımları - Yorum Yok

Budizmde, semavi dinlerin aksine teoride kadın–erkek eşitsizliği yoktur. Eskiden de, bugün de Budist tapınaklarında kadınlarla erkekler bir arada ibadet edebilmekte; manastırlarda erkeklerle birlikte kadın din görevlileri de yetiştirilmektedir.



Bir başka husus da Budist inanca göre Sakyamuni Budha’nın önceki doğumlarının tümünde erkek olmadığı savıdır. Hattâ kadın budha “Tara” budizmin en önemli figürlerindendir. Zaten Budha, kadınların da “budalık” düzeyine çıkabilmelerinin önünde hiçbir engelin bulunmadığını açıkça ve defalarca belirtmiştir.

Eski Budist metinlerinin batı dillerine yapılmış olan çevirilerinde geçen ‘man’ orijinal anlamında çoğunlukla erkek değil de ‘insan’ olarak anlaşılmalıdır. Keza ‘çocuk’ anlamındaki ‘putta’ (child), pek çok çeviriye oğul (son) olarak geçmiş; tabii oradan da dilimize veya alıntı yapılan diğer dillere ‘insan/çocuk’ yerine ‘adam/oğul’ olarak aktarılmıştır. Bunda Tripitaka’nın ilk derlemelerinin (ki yaklaşık olarak İ.Ö. 90 yıllarında tamamlanmıştır) keşişler topluluğu tarafından yapılmış olmasının etkisi vardır. Bütün derleme görevlilerinin erkeklerden oluşması, o devirdeki hint sosyal değerlerinin etkisiyle eski Budist metinlerine budizmin androsentrik (erkek-merkezli) bir inanç olduğu kanısını uyandıran nüansların da, hattâ bunların yanında birtakım efsanevi hikayelerin katışmasının da nedenini oluşturmuştur. Bunun yanında Budha’nın eleştirdiği ve kendi öğretisiyle kıyasladığı diğer dinler ve inanç sistemlerinin temelde erkek-egemen doktrinler olması, budizmin onları eleştirirken dahi, kaçınılmaz olarak kendi dini hakkında böyle bir izlenimin yaratılmasına neden olduğu da söylenebilir.

Budizmde kadının yeri diğer dinlere göre oldukça farklıdır, hele de İ.Ö. altıncı yüzyılın koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde... Budha dinsel ve sosyal yaşama katılma konusunda kadınlara tam anlamıyla özgürlük kazandırmıştır ve bu konuda tarihteki ilk dinsel önderdir. Budizmden önce kadının toplumdaki yeri ve görevleri, evi ve mutfağı ile sınırlandırılmıştı. Eski dinlerin kutsal kitaplarında kadınlardan sözedilmez, tapınaklara girmelerine müsaade edilmez, dinsel objeler arasında da kadına ait olanlara rastlanmazdı. Özetle o dönemde kadının toplumdaki yeri çok aşağılardaydı. Budha başta ‘Samyutta Nikaya’ olmak üzere bütün söylem ve vaazlarında bu durumu eleştirmiş; ırk ve kast farkı gözetmeksizin bütün kadınların toplum yaşamına ve dinsel yaşama, hiçbir ayrım yapılmaksızın katılmaları gerektiğinden sözetmiştir. Toplumda ve dinsel yaşamda kadınların da bilgileri, deneyimleri ve kapasiteleri elverdiği ölçüde, yeterli bilgelik ve yoğunlaşma ile, tıpkı erkekler gibi en yüksek aydınlanma düzeylerine ulaşabilecekleri ve eşit spiritüel potansiyele sahip oldukları tezini yirminci yüzyıla gelinceye kadar dünya tarihinde savunan ilk ve tek önder Sakyamuni Budha olmuştur. Günümüzde pek çok dinin kadınlara özgürlük ve eşitlik getirdiği öne sürülse de, bu ya uygulamada daha başından sözde kalmış; ya da zaman içinde o inanç sistemine kadın haklarını kısıtlayıcı pek çok unsur eklenmiştir. Bilindiği üzere kadınların oy kullanma hakkına sahip olabilmesi için bile yüzlerce hattâ binlerce yılın geçmesi gerekmiştir; dahası, şeriatla yönetilen islam ülkelerinde kadınlara bu en temel hakları bugün dahi verilmemiştir. Budizme göre ise, kadını aşağı derecede görmek, aslâ kabul edilebilir birşey değildir.

Budha’nın sağlığında, köklü bir Budist ailenin kızı olan Visakha, kadın din görevlilerinin tapınakta ve özel hayattaki yaşamlarının düzenlenmesine ilişkin konularda, yani bir bakıma kadının Sangha’daki yeri ve rolünün belirlenmesinde Sakyamuni Budha’ya uzun süre danışmanlık yapmış; bu görevini Büyük Üstad’ın vefatından sonra da sürdürmüştür.
Annesi Maya’nın ölümünden sonra küçük Budha’yı yetiştirip büyüten teyzesi Kraliçe Maha Prajapati, Sangha’ya kabul edilmiş, aydınlanmasından sonra Budha’nın yanında yer almış, onunla sık sık görüş alışverişinde bulunmuş ve dinsel düzenin oluşturulup güçlendirilmesinde önemli rol oynamıştır. Bu nedenle aynı zamanda Bodhisattva’nın ilk öğretmeni de olan teyzesi ve üveyannesi Prajapati ilk Budist rahibe kabul edilir.
Ananda da, üstadın çok değer verdiği bir başka kadın kişiliktir. Özetlersek, daha Budha’nın sağlığında kadınlar Sangha’ya katılmışlar, hattâ kendisiyle birlikte çalışmışlar; keşişler ve rahiplerin yanında, ilk zamanlar sayıları az da olsa rahibeler yeralmıştır.

Budist tapınaklarındaki dinsel ve sosyal yaşamın çok ayrıntılı kuralları vardır. Özellikle, en eski metinlerden olan ve keşişlerin, rahiplerin, rahibelerin manastır ve tapınak yaşamlarını düzenleyen kurallar (Patimokkha) arasında, Theravada budizminde erkek görevlilerle (bhikkhus) ilgili 227 kural bulunmasına karşın, kadın görevlilerle (bhikkhunis) ilgili kuralların sayısı 311’dir. Bir başka tarikatte sırasıyla 250 ve 348 olan kuralların sayısı Mahayana geleneğinde azaltılmıştır.


Budha’nın vefatından üç ay sonra toplanan Birinci Budist Konseyi’ne başkanlık eden rahip Maha Kassapa’nın, Sangha içerisindeki kadınlara karşı nispeten soğuk bir tavır takındığı ve kadınların etkisinin daha fazla artmasını istemediği bilinmekle birlikte, o dönemde yazılan metinler dikkatli incelendiğinde, o zamanlarda dahi budizmin kadınları daha önce görülmemiş ölçüde yücelttiği, en azından erkeklerden aşağı görmemiş olduğu gözlemlenebilir. Daha sonraki yorumlarda ise böylesi bir ayrımcılığın tamamen ortadan kalktığı görülmektedir.

Budizmin en tutucu mezhebini kabul etmiş olan Kuzey Tayland’da çok eskilerde bir dönem, kadınların stupaların etrafında dolaşmalarının yasaklanmış olduğu bilinmektedir. Bugünün Budist öğretilerinde, hiçbir Budist mezhebinde böyle bir uygulama söz konusu olmamakla birlikte, çok dar bir coğrafyada, Taylandlıların önceki dinleri olan Hinduizmin ve yerel geleneklerinin etkisiyle kısa bir süre için sergilenen böylesi bir tutum, budizm karşıtları tarafından, gerçekte sanki bir kadın ayrımcılığı varmışcasına son derece kolaycı ve yanıltıcı bir örnek olarak gösterilmiştir. Oysa ki gerçekte, bugün ülkemizde de çeşitli varyantlarıyla yaygınlaştırılmaya çalışılan ve maalesef ki erkeklerden çok kadınlarımızın itibar etmekte olduğunu gözlemlediğimiz Hinduizm, kadını âdet döneminde pis ve yaklaşılmaz kabul ediyordu. Kuzey Tayland’da yukarıda sözedilen, Hinduizmin etkisindeki çok kısa süren bu uygulamadan da zaten bir süre sonra vazgeçilmiş; bu özel hal bir doğa kanunu ve yaşamın sürdürülmesinin önemli ve tamamlayıcı bir unsuru kabul edilerek, geçmişte yapılan bu uygulamanın yanlış ve bu dönemlerinde kadınları kusurlu görmenin din kuralları ile bağdaştırılamayacak kadar ayıplanması gereken bir tutum olduğu açıkça ifade edilmiştir. Hattâ bazı Budist üstatlar bu durumu, kadının doğadan gelen yaratıcı gücünün kanıtı ve sembolü olarak göstermişler ve bir artı değer kabul etmişlerdir.

Hindistan’ın en eski dinlerinden brahmanizmin rahipleri de kadını tapınakların ve kutsal mekânların dışında tutmuşlardır. Çoğu toplumda böylesi batıl inançlara rastlanmaktadır. Yine Tayland’dan bir örnek vermek gerekirse, içki yapmak amacıyla pirincin mayalanması sırasında kadınlar, mayanın bozulmaması için o bölgeye yaklaştırılmazlardı. Eskiden beri denizcilikte de buna benzer kadın karşıtı boşinançların olduğu bilinmektedir. Yine Hindu inancından Thai kültürüne geçen bir geleneğe göre, âdet dönemlerinde kadınların ibadet etmeleri yasaktır. Aynı gelenek farklı kısıtlamalar içerecek şekilde Uzakdoğudan bazı Ortadoğu dinlerine de geçmiştir. Dahası da var; eski Hindu geleneğinde kocası ölen bir kadın artık yararsız, işe yaramaz, hattâ sakıncalı kabul edilir ve en tutucu Hindu mezheplerinden birinde ise kadın cenaze töreninde kocasının yakıldığı odun yığınlarına atılırdı.
Bugün için bize çok komik gelecek, ama yine de bir dönem, budizmin anafikirlerinin açıklıkla kavranamadığı ve Hinduizmle brahmanizmin aşırı derecede etkisinde kaldığı anlaşılan ilk dönemin güney tarikatlerinin birinde, bir süre, bir kadının üstün spiritüel gelişmişlik düzeyine ulaşması durumunda erkeğe dönüşeceğine inanılmıştır.

O günün kargaşa ortamında rahibe manastırları korumasız ve savunmasız bırakılamazdı. Bu nedenle yetişkin ya da yaşlı rahipler arasından seçilerek bu manastırlara belirli sürelerle ‘şaperon’ (eşlik eden, koruyucu) din görevlileri ve öğretmenlerin atanması gerekiyordu ki, böyle bir görev, onların kendi tapınaklarındaki eğitim ve öğretimlerini kısıtlamakta olduğundan pek de istenmemekteydi. Zamanla manastırların içinden de, erkek din görevlilerinin yardımı olmaksızın kadınların kendi başlarına spiritüel gelişme sağlayamayacakları izlenimini uyandıran bu uygulamaya tepkiler gelmiştir. Bir başka görüşe göre ise kadınlara erkeklerden daha katı kurallar koyma, onlar için manastır yaşamını cazip olmaktan çıkarma amacını taşımaktaydı. Çünkü bir arada yaşama ve cinsiyet farklılığı nedeniyle duyulabilecek rahatsızlıklar, kendilerini geliştirme ve aydınlanma çabalarına engel teşkil edebilecekti; yapılacak tek şey ise kendilerini bu tür sorunlardan arındırmaktı.

Budha’nın sağlığında Budist rahibelerin sayıları hayli kabarık iken, onun ölümünden sonra bir süre rahibe yetiştiren yeni manastır açılmamış ve zamanla, özellikle Theravada okulunda, dinsel unvan sahibi kadın görevlilerin sayıları gittikçe azalmıştır. Oysa bugün doğudan çok batı toplumlarında kadın din görevlilerinin, ya da kendisine unvan verilmiş kadın ustaların sayılarının hızla arttığı gözlemlenmektedir.

Burada bizce önemle üzerinde durulması gereken husus, hangi örneklerde ve ne ölçüde geçmişten farklı uygulamaların gözlendiğinden çok, o dinin veya dinsel anlayışın ‘eğilimi’ ve ‘nihai amacı’ olmalıdır. Bu durumda budizmin genel prensiplerinin de, ileriye dönük amacının da, kadınların aydınlanarak erkeklerle birlikte hem dünya yaşamını hem de spiritüel yaşamı paylaşmaları gerektiğini öngörmesi ve kadına geçmişle kıyaslanamayacak kadar güvenip değer vermiş olmasıdır.

Esasında Hindistan’ın brahmanizm ve Hinduizmden de önce bilinen en eski Hindo-Aryan dönemi kültüründe, yani bir anlamda erken hint toplumunda, çok açık bir şekilde kadının da saygın ve etkin bir konuma sahip olduğu görülmektedir. Hattâ o dönemin ilahileri ve dinsel şarkıları arasında kadınlar tarafından bestelenmiş olanlar vardır. O dönemde dinsel törenlere de kadınların erkeklerle birlikte katıldıkları biliniyor. Dinsel bağnazlık her yerde olduğu gibi, zamanla hint kültüründe de kadını ikinci plana itmiştir. Nitekim brahmanizmin etkin olmaya başladığı dönemlerde ve bölgelerde, brahman rahiplerinin baskısıyla dinsel buyrukların, törenlerin ve edebiyatın ciddi biçimde kadın-karşıtı özellikler göstermeye başladığını; aradan geçen zaman içerisinde kadının toplum yaşamından da dinsel yaşamdan da dışlandığını görüyoruz. Tabii ki esasında bu, kadını dinsel bakımdan aşağıda görmenin sonucuydu. Özellikle katı bir kast sisteminin olduğu hint yarımadasında alt kastlara inildikçe kadının ezilmişliğinin ve değer yitiminin giderek arttığı kolayca gözlemlenebilmektedir. Çin toplumundaysa Konfüçyüs’ün ve taoculuğun etkisiyle olsa gerek, kadın hint toplumlarına göre hemen her zaman daha değerli görülmüştür.

Hindistan’da köleler ve kadınlar Veda’ları okuyamaz; bir kadın sadece kendi yaşamı, inancı, ibadeti ve eylemlerinin karşılığı olarak cennete gidemez; ancak kocasına itirazsız itaati ve onun rızası ile bunu gerçekleştirebilirdi. Bu inancın yansımalarını Ortadoğu dinlerinde kolaylıkla görebilmekteyiz. Brahman mitolojisi ve şeriatı kadını günahkâr ve her an şeytana uyabilen, kötülük işleme potansiyeline sahip ve zayıf karakterli olarak kabul etmiştir. Brahmanizmin kanlı kurban törenleri gibi kadınlar konusundaki bu karalamacı ve aşağılayıcı tutumunun Mekke dönemi sonrasındaki islamı da etkilemiş olduğu çok açıktır.


Budha işte böylesi bir ortamda brahmanların bu tür dogmalarına ve boşinançlarına karşı da mücadele vermiş bir bilgedir. Hint toplumuna egemen kılınan kast sistemini ilk kez insanlığa aykırı bularak kıyasıya eleştiren de Budha olmuştur. Budha brahman tanrılarını reddetmiş, yoksaymış ve temel doktrin olarak kurtuluşa ancak herkesin kendi çabasıyla ulaşabileceğini, kadın-erkek farkı gözetilmeksizin insan olarak herkesin spiritüel eşitliğini öngörmüştür.

Budha bir defasında, karısı Mallika’dan erkek çocuk beklerken kızı doğduğunda kederlenen kral Pasenadi’yi şu sözlerle teselli etmiştir: “Üzülme ey Kral ! Bu çocuk sana, kızdan gelen bir soyun belki de erkek çocuğunkinden daha soylu ve hayırlı olduğunu gösterecektir (kanıtlayacaktır).“
Bu, zamanına göre gerçekten de devrimci bir ifadeydi.

Daha ayrıntılı biçimde bir kitaba konu olabilecek kadar geniş ve kapsamlı olan ‘Budizm’de kadın’ konusunu, yeterli fikrin oluştuğunu kabul ederek burada sonlandırmadan önce, kadın Budistlerin dayanışmaları için özellikle batı toplumlarında çok sayıda organizasyonlar oluşturulduğu; bunların üst örgütünün, diğer adı ‘Buda’nın Kızları’ olan ‘Uluslararası Budist Kadınlar Birliği’ (IABW) olduğunu hatırlatmakta yarar görüyoruz.

Bugün batı toplumlarında Budizm’in, diğer inançlara göre hızlı bir biçimde yaygınlaşmasının en önemli nedenlerinden birisi, temelinde cinsiyet ayrımcılığının olmamasıdır.

Bu konuyu yazdır

  Kadim Mısır'da Kadir-i Mutlak
Yazar: Destina - 27/01/2020, 07:40 - Forum: Dünya Dinleri ve İnanç Akımları - Yorum Yok

Kadim Mısır,birçok bakımlardan,baş döndüren,
Hayranlık uyandıran bir uygarlıktır.
Acaba bu kadar muhteşem bir uygarlık..
Bu kadar hayvan başı taşıyan..
Çok tanrı içinde,Tek Olan Kadir-i Mutlak,
Yaradan'ı farketmemiş olabilir mi?
Tabii ki hayır.
Kadim Mısır Kadir-i Mutlak Yaradan bilgisine,
Çok eskiden beri sahipti.
Sadece bu bilgi avamdan gizlenmişti.
Kadim Mısır'da,
Kadir-i Mutlak Yaradan'ın gizli adı..
''Atum'' idi.
Çevirisi''Varlık Olmayan'' demektir.
Piramitler,bu gün cahillerin..
İfade ettigi gibi Firavun mezarları degildi.
Bir tek firavun mezarı veya mevtasıda..
Bulunmamıştır zaten.
Piramitler inisiasyon merkezleri idi.
Tapınak önlerinde toplanan binler arasından..
Özenle seçilen onlarca aday,
Sıkı bir egitimden geçerlerdi.
Platonlar,Orfeler,Sokratesler..
Hepside buradan geçmiştir.
Yunanı besleyen Mısır idi.
Adaylar, çok zor ve yıllar süren bir egitimden sonra,
En karanlık odada fısıltı ile..
Başrahipten bu adı alırdı:
Biricik ve tek yaradan Atum'dur.
O,Varlık olmayandır.
O,varlık ile yoklugu..
Hem ayıran,hem de birleştirendir.
O,Varlıgı ve yoklugu yaratandır.
Özü,yokluktan gelir..
Kavranamaz.
O,var olmayan ve var olan..
Arasındaki üçüncü koşuldur.
O,Atum çifte manalıdır:
Tüm olma ve olmamak.
Kadim Mısır,evet Yaradan bilgisine,
Sahip idi.

Bu konuyu yazdır

  FOX TV'nin reyting rekorları kıran dizisi Kadın, erken final yapıyor
Yazar: Destina - 27/01/2020, 07:38 - Forum: Sinema & Dizi & Tiyatro Haberleri - Yorum Yok

Özge Özpirinçci, Hümeyra, Bennu Yıldırımlar, Hümeyra, Seray Kaya, Gökçe Eyüboğlu, Şerif Sezer, Hakan Kurtaş ve Feyyaz Duman'ın başrollerde oynadığı Kadın dizisinin final tarihi belli oldu. Yıl sonunda ekranlara veda etmesi beklenen Kadın için erken final kararı alındı.

Fox TV, Kadın dizisinin yeni bölüm tanıtımlarında 'Büyük finale son 4 bölüm' ifadelerini kullandı. Yılbaşı sonrası ekranlara ara veren Kadın'ın 78. yeni bölümü 14 Ocak 2020 Salı akşamı Fox TV'de yayınlanacak.

Kadın dizisi, 4 Şubat Salı akşamı ise 81. yeni bölümüyle final yaparak ekranlara veda edecek.

[Resim: Kadin-cover-photo-cd8c73ee-a1ed-4b11-b14...40x360.jpg]

Bu konuyu yazdır

  Tan Taşçı - Git Gidebilirsen (2020)
Yazar: Destina - 27/01/2020, 07:35 - Forum: Müzik Dünyası - Yorum Yok

[youtube]uctI417erUc[/youtube]

Bu konuyu yazdır

  Jumanji: Yeni Seviye
Yazar: Destina - 27/01/2020, 07:34 - Forum: Sinema & Dizi Tanıtımları - Yorum Yok

[Resim: poster-700x1000.jpg]

Vizyon tarihi 13 Aralık 2019 (2s 4dk)
Yönetmen Jake Kasdan
Oyuncular: Dwayne Johnson, Jack Black, Kevin Hart devamı
Tür Macera, Komedi
Ülke ABD

Özet ve Detaylar
Jumanji: Yeni Seviye, arkadaşlarını kurtarmak için kendilerini yeniden oyunun içinde bulan gençlerin maceralarını konu ediyor. Jumanji maceralarından sağ olarak kurtulmayı başaran dört genç, üniversitenin tatile girmesi ile birlikte New Hampshire Brantford’daki evlerine geri döner. Hayatlarına yeni bir yön vermeye çalışan gençler, arkadaşlarını kurtarabilmek için kendilerini yeniden Jumanji dünyasının içinde bulur. Spencer oyuna yeniden girmek zorunda kaldığında, Martha, Fridge ve Bethany arkadaşlarını kurtarmak için Jumanji'ye geri döner ve hiçbir şeyin bekledikleri gibi olmadığını fark eder. Jumanji artık değişmiştir ve sadece bir ormandan ibaret değildir. Ekip, daha tehlikeli bir hal alan oyunda karşılarına çıkan korkunç engelleri aşıp, oyundan kaçmanın yolunu bulabilecek midir?

Bu konuyu yazdır

  Düşbere
Yazar: Destina - 27/01/2020, 07:31 - Forum: Yemek tarifleri - Yorum Yok

[Resim: KnrB2I.jpeg]

Düşbere Tarifi İçin Malzemeler

400 gram un
1,5 çay kaşığı tuz
1 su bardağı su
300 gram kıyma
1 adet rendelenmiş soğan
1 çay kaşığı kuru nane
2 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı tereyağı(salçalı sos için)
2 litre et suyu(pişirmek için)

Üzeri İçin:
1 avuç kişniş(doğranmış)
Nasıl Yapılır?

Geniş bir kasede un, tuz ve suyu karıştırıp, yoğurun. Üzerini temiz bir havlu ile kapatıp 20 dakika dinlendirin.
Dinlenen hamuru 2 bezeye ayırın ve unlanmış tezgahta merdaneye yardımıyla incecik açın.
Bir çay bardağı ağzıyla hamurdan küçük yuvarlaklar elde edin.
Ayrı bir kasede kıyma ile rendelenmiş soğanı karıştırın.
Hamurdan kesmiş olduğunuz yuvarlakların tam ortasına, silme 1 çay kaşığı kadar soğanlı kıyma harcından yerleştirin.
İçi kıyma dolu olan hamurları önce yarım ay şeklinde katlayın. Yarım ay şeklinde katlanan hamurların keskin olan iki köşesini de birleştirerek mantıyı kapatın.
Kapanan mantıları tezgahtayken unlayın. Pişerken dağılmaması için dilerseniz buzlukta 10 dakika kadar bekletin.
Derin bir tencerede kaynayan et suyuna mantıları aktarın ve üzerine kuru nane ekleyin.
Ufak bir sos tenceresinde tereyağ ile salçayı kokusu çıkana kadar pişirin ve pişmekte olan mantıların içerisine aktarın.
Mantıları yaklaşık 10 dakika kadar pişirin. Mantılar suyun üzerine çıkmalı.
Piştikten sonra suyu ile birlikte tabağa aktarın, doğranmış kişniş serpiştirerek servis edin. Sevdiklerinizle afiyetle yiyin..

Bu konuyu yazdır

  Havuç köftesi
Yazar: Destina - 27/01/2020, 07:29 - Forum: Yemek tarifleri - Yorum Yok

[Resim: havuc-koftesi-1579595374274.jpg]

MALZEMELER
4 adet havuç, yeteri kadar su

2 adet patates

2 çorba kaşığı tereyağı

3 çorba kaşığı un

1 adet yumurta

3 dal kıyılmış maydanoz

3 dal kıyılmış dereotu,

Tuz, karabiber, kimyon

Kızartmak için: Sıvıyağ

Köfteleri bulamak için: Yeterince un

YAPILIŞI
Havuçları temizleyip birkaç parçaya bölün. Üzerlerini geçecek kadar su ekleyip, iyice yumuşayana dek haşlayın ve çatalla ezin. Patatesleri haşlayıp kabuklarını soyun ve ezerek püre haline getirin. Tereyağını eritip, kısık ateşte unu sarartmadan kavurun. Soğuduktan sonra üzerine püre haline getirdiğiniz havuç ve patatesi katın. Yumurta, maydanoz, dereotu, tuz, karabiber ve kimyon ilave edip yoğurun. Harçtan yumurta büyüklüğünde parçalar koparıp elinizi ara sıra suya batırarak oval köfteler hazırlayın ve un serpilmiş bir tepsiye dizin. Tepsiyi sallayarak üzerlerine un yapışmasını sağlayın. Bol yağda kızartın. Fazla yağını almak için yağlı kağıt üzerine çıkarın. 5 dakika bekletip servis yapın.

Bu konuyu yazdır

  Pilavlı pirzola dolması
Yazar: Destina - 27/01/2020, 07:28 - Forum: Yemek tarifleri - Yorum Yok

[Resim: pilavli-pirzola-dolmasi-tarifi-1577778909941.jpg]

MALZEMELER
4 parça büyük boy ve kalın

kuzu pirzola

Yarımşar çay kaşığı karabiber, kekik ve tuz

Pilav için: 1 su bardağı pirinç

1 adet küçük boy soğan

1 çorba kaşığı tereyağı

1 kahve fincanı kuşüzümü

1 kahve fincanı dolmalık fıstık veya antepfıstığı

1 tatlı kaşığı karabiber

1'er çay kaşığı yenibahar ve tarçın

Yarım çay kaşığı toz karanfil, tuz

YAPILIŞI
Pilav için pirinci tuzlu sıcak su ile ıslatın. Ayrı bir yerde yemeklik kıyılmış soğanı tereyağında soteleyin. Suyu süzülmüş pirinci ekleyip kavurun. Kuşüzümü, dolmalık fıstık, karabiber, yenibahar, tarçın, karanfil ve tuz ilave edip karıştırın. Bir buçuk su bardağı su ekleyip, pirinç göz göz olana dek pişirin. Ocaktan alıp, üzerini kağıt havlu ile kapatın ve 10-15 dakika dinlendirin. Pirzolalara karabiber, kekik ve tuz ekleyip 10 dakika dinlendirin. Daha sonra pirzola dilimleri tam olarak ayırmadan cep oluşturacak şekilde ortadan kesin. İçine pilav doldurun. Açılmasını önlemek için kenarını kürdanla tutturun. Kalan pirzolaları da aynı şekilde hazırlayın. Izgarada veya yapışmaz yüzeyli tavada önlü arkalı pişirin. Kürdanları çıkarıp sıcak servis yapın.

Bu konuyu yazdır

  Kahvenize Sağlık Katmanın Yolları
Yazar: Destina - 27/01/2020, 07:26 - Forum: Diyet - Sağlıklı Beslenme - Yorum Yok

Sohbetlerin vazgeçilmezi kahve; gün içinde enerji veriyor, uykuyu açıyor ve kişiyi zinde tutuyor. Tüm bunların yanında birçok hastalıktan korunmada da yardımcı oluyor. Ancak kahvenin kaliteli malzeme ile uygun koşullarda hazırlanıp, belirli miktarlarda tüketilmesi gerekiyor.

Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Aslıhan Altuntaş, kahvenin doğru tüketimi için önemli önerilerde bulundu.


Hazır kahvelerden uzak durun

Sağlıklı bir kahveden bahsetmek için öncelikle kahve türlerine değinmek gerekmektedir. Günümüzde hızlı gelişen kahve kültürü çok çeşitli kahve türlerini hayatımıza sokmuş durumdadır. İlk olarak marketlerde satılan granül kahve adı verilen işlenmiş hazır ürünlerin tercih edilmesi önerilmemektedir. Kahve özelliğini yitirmiş, işlenmiş, endüstriyel granül kahvelerin dışında, öğütülmüş kahve olarak adlandırılan diğer tüm kahve türleri damak zevkine göre seçilebilir.

Türk kahvesi, espresso, americano, filtre kahve gibi daha birçok çeşidi bulunan öğütülmüş kahvelerin aromaları geldikleri bölgeye göre değişirken, sertlik dereceleri kavurma ve pişirme yöntemlerine göre değişmektedir. Örneğin Asya bölgesinden gelen kahveler daha acımsı bir tat vermektedir. Orta ve Güney Amerika kahveleri en çok bilinen ve bizim aslında en çok tükettiğimiz türlerdir. Afrika bölgesinden gelenler ise daha vanilyalı, meyveli tatlarda hafif kahvelerdir.

Aromalı kahveler alınan kalori miktarını artırıyor

Sağlıklı kahve tüketmenin temel noktası sade kahve tüketmektir. Eğer sütlü tercih edilecekse bu oran kişinin günlük tüketmesi gereken süt miktarına göre belirlenmelidir. Ancak çok az tatlandıracak kadar eklenen sütler hesaba katılmayabilir. Bunun yanında karamel, fındık, çikolata gibi aromaların tümü kahvenin kalorisini artırmaktadır. Sürekli olmamak şartıyla aromalı kahveler tüketilebilir ancak yüksek kalori oranlarıyla günlük tüketim hakkından kaybedilerek öğünlerde kısıtlamaya gidilmesi gerekliliği unutulmalıdır.

Çok kavrulan kahve besin değerini yitiriyor

Meyve ve sebzelerde bulunan flavonoidler yararlı biyokimyasal ve antioksidan etkiye sahip aromatik pigment bileşikleridir. Isı işlemiyle bütün besin maddelerindeki flavonoidler belli bir miktar değişime uğramaktadır. Kahve de ısı işlemiyle bu değişime uğradığı için lezzetinde bazı değişiklikler yaşanır. Bu nedenle çok koyu kavrulmuş kahve yerine daha az kavrulmuş ve orta kavrulmuş kahveler tercih edilmelidir. Böylece hem flavonoidlerden daha çok yararlanılır hem de lezzet kaybı yaşanmaz.

Az kavrulmuş kahveler biraz daha ekşimsi tada sahiptir. Orta kavrulmuş kahveler ise biraz daha yumuşak içime sahiptir. Lezzeti hangi kahve türünün tüketildiğine göre de değişmektedir. Ancak hangi kahve türü olursa olsun hem sağlık hem de lezzet açısından çok kavrulmuş kahvelerden ziyade az ya da orta kavrulmuş kahveleri tercih etmek daha faydalı olacaktır.

Günde 2 bardak ideal

Her şeyde olduğu gibi kahvede de bir dengeye göre gitmek gerekir. Ancak günlük kahve tüketim miktarı içilen kahvenin sertlik derecesine göre değişmektedir. Örneğin espressonun kafein miktarı filtre kahveye göre daha fazladır. Kahve türünün sertliği kavurma şekline göre de değişir. Bu nedenle daha orta sertlikte 3. ve 4. seviye kahveler önerilmektedir. İçerisine koyulan kahve miktarı da önemlidir. Ortalama 2 tatlı kaşığı kadar kahve ile yapılan 300-400 ml’lik bir kupadan günde 2 tane içmek tavsiye edilen tüketim miktarıdır.

Açken kahve tüketmeyin

Ev için satın alınan kahveler tüketim miktarına göre en fazla 1-2 ay içerisine bitirilecek şekilde satın alınmalıdır. Kahveyi uzun süreler bekletmek hem lezzet açısından hem de içeriğindeki flavonoidler açısından uygun değildir. 1-2 ayda bitecek kadar kahveyi evlerde stoklamak en doğrusudur. Bunun yanında aç karınla, öğün yerine kahve tüketimi kesinlikle önerilmemektedir. Kahve mide asidinin yükselmesine sebep olarak gastrit ve reflü riskini artırmaktadır.

Doğru tüketildiğinde birçok hastalığa kalkan oluyor
Tüm bu koşullara uygun tüketilen sağlıklı bir kahve alışkanlığının vücuda birçok faydası bulunmaktadır.

En önemli ve en çok konuşulan özelliği metabolizmayı hızlandırmasıdır.

Spor öncelerinde tüketimi önerilmektedir. Antrenmandan ve yoğun bir egzersizden sonra tüketilen kahve kaslardaki ağrıların ve yorgunluğun atılmasında yardımcı olur.

Gün içerisinde zinde kalmayı sağlar.

Günde ortalama 2 fincan tüketildiğinde tip 2 diyabetten korunma sağlamaktadır.

İçeriğindeki kafeinden dolayı bilişsel performansı artırmaktadır.


Özellikle erkeklerde daha sık görülen safra kesesi taşı oluşumlarını azalttığı bilinmektedir.

Oksidatif strese bağlı ritim hasarının oluşumunu önlemekte ve koruyuculuk sağlamaktadır.

Erkeklerde gut oluşumu riskini azalttığı bilinir.

Depresyonu ve depresyon riskini azalttığı da çalışmalarla ortaya konmuştur.

Bilişsel performansı artırmasıyla Alzheimer ve Parkinson hastalıklarının riskini azaltmaktadır.

İçeriğindeki kafeik asit ve klorojenik asit gibi bazı antioksidan maddeler sayesinde vücudu tüm hastalıklara karşı savunduğu gibi DNA bütünlüğünü koruduğu için bazı kanser türlerinin tedavisinde de tüketimi önerilmektedir.

Bu konuyu yazdır