Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Atatürk’ün Otuz Kişilik Özelliği
#1
[Resim: 5585-1fadd624e0642ef3d67c675ce07a5fca.jpg]


[b]1. “ATA” LAFINI SEVMEZDİ:[/b] “[b]Atatürk[/b]” hitabını ilk kez dönemin Türk Dil Kurumu Başkanı bir konuşmasında kullanmış, Mustafa Kemal de çok beğenerek soyadı olarak almıştı. Kendisine “[b]Ata[/b]” diye hitap edilmesinden hiç hoşlanmazdı.

[b]2. EN SEVDİĞİ YEMEK:[/b] Manastır Askeri Lisesi yıllarından kalan bir alışkanlıkla hayati boyunca en sevdiği yemek kuru fasulye ve pilav olarak kaldı. Tatlıya düşkün değildi ama cani istediğinde çok sevdiği gül reçelini tercih ederdi.

[b]3. EN BÜYÜK HAYALI DÜNYA TURUNA ÇIKMAKTI: [/b]Ömrü yetseydi bir dünya turuna çıkıp Türk dili ve tarihi üzerindeki çalışmalarını genişletmek en büyük hayaliydi.

[b]4. BAŞUCU KİTABI “ÇALIKUŞU”YDU:[/b]Binlerce kitabı vardı. Ama bunların arasında bir tanesini hayati boyunca hatta cephede bile başucundan ayırmadı. Reşat Nuri Güntekin’in ünlü “[b]Çalıkuşu[/b]” romanını hep yanında taşır, her gün rastgele bir yerinden açar, birkaç sayfa okurdu.

[b]5. KABUL SALONUNDA Kİ AT YAVRUSU:[/b]Atlardan sonra en sevdiği hayvan köpekti. “[b]Fox[/b]” adini verdiği köpeği, Gazi’nin yatağının ayak ucunda uyurdu. Hayvanlara düşkünlüğü o dereceydi ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuş bir tayla annesinin Çankaya Köşkü kabul salonuna getirilmesini bile emretmişti.

[b]6. TAM BİR SALON ADAMI: [/b]En sevdiği dans valsti. Müzik zevki çeşitlilik gösteriyordu. Klasik Bati müziği dışında Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi.

[b]7. GÖMLEKLERİNİN TÜMÜ BEYAZDI:[/b] Gömleklerinin hepsi beyazdı. Bu gömlekler ilk yıllarda İsviçre’de özel olarak dikilirken sonra yerli malı kullanma kampanyasına öncülük edebilmek için Beyoğlu’nda bir terziye diktirilmeye başlanmıştı.

[b]8. DOLABINDA LACİVERTE YER YOKTU: [/b]Takım elbiselerinin tasarımlarını hep kendisi çizerdi. Lacivert takım giymeyi sevmezdi.

[b]9. ÖLÇÜLERİ: [/b]Boyu 1.74 idi. Hayatının son dönemlerine kadar 76 olan kilosu hastalığının ilerlemeye başlamasıyla 46′ya kadar düşmüştü. 43 numara siyah rugan ayakkabı giyerdi.

[b]10. RUMELİ ŞİVESİ:[/b] Özenli ve temiz bir Türkçe konuşurdu. Ancak bazı kelimeleri Rumeli şivesiyle telaffuz ederdi.

[b]11. HAZİN BİR HİKAYE:[/b] Hayatında bir dönem çok önemli yer tutan Mustafa Kemal’in evlenmesinden sonra hayatına trajik bir şekilde son veren Fikriye Hanım’ın mezarının nerede olduğu bilinmiyor.

[b]12. CUMHURBAŞKANLIĞINDAN SIKILIYORDU:[/b] Hayatının çoğunu geçirdiği savaş cephelerinden sonra Cumhurbaşkanı olarak geçirdiği yıllar ona bir tecrit yaşantısı gibi geliyor, çok sevdiği halkından ve sade bir vatandaş yaşamından uzaklaştığını düşünüyordu.

[b]13. PAPA’NIN TEMSİLCİSİNE ELBİSE:[/b] Kıyafet Kanunu çerçevesinde tüm din adamlarının dini kıyafetleriyle sokağa çıkmaları yasaklanınca, Monsenyör Roncalli’ye kendi terzisi Kemal Milaslı eliyle bir koleksiyon hazırlattı.

[b]14. KENDİSİ TIRAŞ OLMAZDI:[/b] Sabah kahvaltılarıyla arası hiç hoş değildi. Yataktan kalkar kalkmaz odasındaki divanın üzerine bağdaş kurarak oturur, günün ilk kahvesini [Resim: 1f6ac.png]sını içerdi. Bir özelliği de kendi kendine tıraş olmamasıydı.

[b]15. DÜZEN TAKINTISI VARDI: [/b]Evlerde bile eğri duran eşyaları düzeltmeden rahat edemezdi.



[b]16. HOŞGÖRÜLÜ LİDER:[/b] Köylünün birinin gazete kağıdına sardığı tütünü içmeye çalışırken eli yanmış, “Alın bunu kendi içsin” diyerek Atatürk‘e küfretmişti. Mahkemeye çıkarılacaktı. Atatürk olayı dinledikten sonra “Onu mahkemeye vereceğinize doğru dürüst [Resim: 1f6ac.png] içmesini temin edin.” dedi.

[b]17. SİGARA PAZARLIĞI:[/b] Hastalığının başlangıcında kendisini muayene eden Dr. Fissinger günde kaç paket [Resim: 1f6ac.png] içtiğini sormuş, Atatürk “sekiz” demişti. Doktor bunu günde bir pakete indirmesi gerektiğini söyleyince gülümseyerek cevap vermişti: “Ben zaten bir paket içiyorum. Bundan sonra bunu sizin izninizle yapacağım”.

[b]18. “BU NASIL HALKÇILIK?”:[/b] Bir sabah milletvekilleri ile trene binmişti. Kondüktörün milletvekillerinden bilet parası almamasına şaşırmış nedenini sormuştu. Trenin milletvekillerine bedava olduğunu örgenince epey sinirlenmiş, “Ne de güzel halkçılık ama?” demişti.

[b]19. “LAİKLİK ADAM OLMAKTIR!”:[/b] İlk mecliste bir oturum sırasında üyelerden biri laikliğin ne manaya geldiğini anlamadığını söyleyince Gazi çok sinirlenmiş ve elini kürsüye vurarak bir din bilgini olan üyeye cevap vermişti : “Adam olmak demektir hocam, adam olmak!

[b]20. KURBANLARI BAĞIŞLARDI:[/b] Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara bakamaz böyle durumlarda sırtını döner yada kesilmelerini engellerdi.

[b]21. YABANCI DİLE MERAKI:[/b] Askeri lisede öğrenmeye başladığı Fransızca’yı sonraki yıllarda geliştirdi. Zengin bir kelime bilgisi vardı. Konuşurken araya Fransızca sözcükler de eklerdi.

[b]22. FASULYESİNE POKER:[/b] Kumardan hoşlanmaz ama arkadaşlarıyla fasulyesine poker oynardı. Oyun sonunda kazandıklarını iade ederdi.

[b]23. KAN GÖRMEYE DAYANAMAZDI:[/b] Cephelerde düşmanla göğüs göğüse savaşmış biri olarak en ilginç özelliği savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşmasıydı.

[b]24. KULAKLARI DUYAN TEK KİŞİ:[/b] Fransız tarihçisi Herriot Ankara’ya geldiğinde Gazi’nin kulaklarının duyuyor olmasına şaşırmış anılarında bunu esprili bir dille anlatmıştı: “T.C.’de bir tane kulakları duyan kişi var onu da Cumhurbaşkanı yapmışlar.

[b]25. BİR RİCASI:[/b] Bir gün halk arasında dolaşırken kara çarşaflı bir kadına rastlamış, “Hafız Hanım benim hatırım için başındaki örtüyü açar mısın?” diye sormuştu. Kadın çarşafını açarak, Atatürk‘ün ellerini öptü.

[b]26. BİLARDO VE YÜZME:[/b] Sportmen kişiliği vardı. Her gün at biner, yüzmeye gider ve bilardo oynardı.

[b]27. EN BAŞARILI DERS:[/b] Eğitim hayatı boyunca en başarılı dersi matematikti. Pozitif bilimlere ilgisi hayatı boyunca sürdü.

[b]28. YAĞCILARA GEÇİT YOK:[/b] Yağcılara çok kızardı. Bir akşam sofrasında kendisine gereksiz şekilde iltifat eden Abdülhak Hamit’e müdahale etti.

[b]29. SON YILBAŞI GECESİ:[/b] 1937′yi 1938′e bağlayan son yılbaşı gecesini Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ile baş başa geçirmişti. O gece dolabındaki bazı elbiseleri bakana hediye etmişti.

[b]30. KÖŞKTEKİ GÜVERCİNLİK:[/b] Kuşları çok severdi. Çankaya Köşkü’nde özel bir bakıcının ilgilendiği güvercinliği vardı.
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi